0212 572 50 53 - blthukuk@gmail.com

Yargı Yolu Uyuşmazlık Türleri



Yargı Yolu Uyuşmazlığı – Uyuşmazlık Mahkemesi
Yargı yolu dava şartı olduğundan tarafların itirazı olmasa bile mahkemece resen yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi mümkündür.
Her ne kadar 2247 sayılı yasada yargı yolu uyuşmazlığı terimi yerine görev uyuşmazlığı ibaresi kullanılmakta ise de buradaki görev deyiminin yargı yolu olduğu unutulmamalıdır. Yargı yolu uyuşmazlığı, olumsuz ve olumlu olmak üzere iki çeşittir.
Olumlu yargı yolu uyuşmazlığında tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ve iki ayrı yargı kolundaki mahkemelerde derdest olup her ikisi de kendisinin görevli olduğuna karar verdiği durum var iken, olumsuz yargı yolu uyuşmazlığında ise tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ve iki ayrı yargı kolundaki mahkemelerce davalar hakkında kendilerinin değil diğer yargı yolunun alanına girdiğinden bahisle davadan ellerini çekmeleri ve davanın görüleceği yargı kolunun belli olmaması hali söz konusudur. Yasa Koyucu yargı yolu uyuşmazlığı çıkartılması, olumsuz ve olumlu yargı yolu uyuşmazlıkları ihtimallerini ayrı ayrı düzenlemiştir.
Bunlar, şartları ve usulleri itibariyle yasanın 10, 14, 17, 19 ve 20. maddelerinde ayrı ayrı düzenlenmiştir.
1. 2247 Sayılı Yasanın 10. Maddesi Uyarınca Yargı Yolu Uyuşmazlığı Çıkartılması
Taraflarca Yargı Yolu Uyuşmazlığı Çıkartılması; 2247 sayılı Yasa’nın 10. maddesine göre tarafların adli yargı hukuk mahkemelerinde en geç ilk oturumda yargı yolu itirazında bulunmaları ve mahkemece de yargı yolu itirazının reddine karar verilmiş olması halidir. Böyle bir durumda yargı yolu itirazında bulunan taraf red kararının tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde uyuşmazlık çıkarılmasını istemeye yetkili makam olan Danıştay Başkanunsözcüsüne sunulmak üzere iki nüsha dilekçeyi itirazı reddeden adli yargı hukuk mahkemesine verir. Mahkemece, dilekçenin bir nüshası ve varsa eklerini yedi gün içinde cevabını bildirmesi için diğer tarafa tebliğ edilir. Tebligat yapılan taraf, süresi içinde bu yargı merciine cevabını bildirmezse, cevap vermekten vazgeçmiş sayılır.
Mahkemece verilen red kararının ara karar olması yargı yolu konusunda verdiği kararın her hangi bir usulü hak taşımaması nedeniyle bu safhada bile ara karardan rücu edip yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi mümkündür. Dilekçe ve cevap dilekçelerine rağmen mahkemenin kararında bir değişiklik olmuyorsa artık gerekçeli kararı, tarafların sundukları dilekçeler ile dava dosyası muhtevasının onaylı örnekleriyle birlikte uyuşmazlık çıkarma isteminde bulunmaya yetkili makama gönderir. Bir davada uyuşmazlık çıkarılması için yalnız bir kez başvurulabilir. Yargı yolu uyuşmazlığı çıkartılması istemini alan Danıştay Başkanunsözcüsü gerekirse usulü eksiklikleri de tamamlayarak bir değerlendirme yapar. Yaptığı değerlendiremeye göre, talebin süresinde olmadığı veya uyuşmazlık çıkarmaya yer olmadığı sonucuna varıyorsa istemin reddine karar vererek karar taraflar ve yerel mahkemeye hemen tebliğ edilir. Bu karar kesindir.
Danıştay Başkanunsözcüsü yaptığı inceleme sonucunda yargı yolu uyuşmazlığı çıkartılmasını yani davada yerel mahkemenin kararının yanlış olduğu davanın idari yargı alanında kaldığı sonucuna varmış ise görüşünü de belirtmek suretiyle dosya ve eklerini de eklemek suretiyle uyuşmazlık mahkemesine başvurur ve Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurduğunu ilgili yargı merciine hemen bildirir.
Bu yazıyı alan mahkeme, artık 6 ay süresince Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kararını beklemek zorundadır. Bu süre içinde karar verilmemesi halinde ise davayı esastan karar bağlayabilecektir.
Taraflarca yargı yolu itirazı üzerine yerel mahkemenin itirazı kabul ederek yargı yolu yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermesi ve bu kararın istinaf yolu veya Yargıtay tarafından bozulması ve yerel mahkemenin bozmaya uyması haline özgü olarak yargı yolu itirazında bulanan tarafın yukarıdaki şekilde bozmaya ve bozma sonrası yerel mahkemenin bu karar uymasına rağmen yine yukarıdaki usul ve şekilde vereceği dilekçe ile yargı yolu uyuşmazlığı çıkartılması için dava dosyası ve eklerinin Danıştay Başkanunsözcüsüne tevdiini talebe hakkı bulunmaktadır. Bu durumda da mahkemece karar sonucu beklenecektir.
İstinaf mahkemesi hatta 6100 sayılı yasadan önceki dönemde istinaf mahkemesi olmadığı dönemde Yargıtay ilgili dairesinin yerel mahkemenin yargı yolu nedeniyle davanın reddi kararını kararın yanlış olduğu davada idari yargı değil adli yargı görevlidir biçimindeki kararına karşı yine bir başka yüksek mahkeme olan uyuşmazlık mahkemesi tarafından tam aksine kararlar verilebilmektedir. Bu itibarla özellikle karaların kesin ve bağlayıcılığı özelliği nedeniyle uyuşmazlık mahkemesinin müstakar içtihatları dikkate alınarak emsal davalarda yargı yolu konusunda daha isabetli davranılması gerektiği kanaatindeyiz.
Yeri gelmişken, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2918 sayılı 110. maddesi ile “karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri kapsadığı ve Kanunun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile, çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan bu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği” yönündeki yerleşik içtihatlarına rağmen halen Yargıtay içtihatlarında Karayolları Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğunun idari olduğu ve adı geçen aleyhine adli yargıda dava görülemeyeceği içtihatlarını uyuşmazlık mahkemesi kararlarına uygun düzeltilmesinde fayda vardır. Aksi halde konu Uyuşmazlık Mahkemesine gittikçe Yargıtay kararlarının ehemmiyeti kalmayacaktır.
2. 2247 Sayılı Yasanın 19. Maddesi Uyarınca Yargı Yolu Uyuşmazlığı Çıkartılması
2247 Sayılı Yasanın 19. Maddesi Uyarınca; idare mahkemesi tarafından kesin veya kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine kendisine gelen dava dosyasını inceleyen adli yargı mahkemesi yaptığı inceleme sonucunda tarafları, konusu ve sebebi aynı olan davada idare mahkemesinin verdiği kararın hatalı olduğu ve davanın idari yargıda görüm ve çözümünün gerektiği kanaatine varıyorsa; bu konuda gerekçeli karar yazarak, davanın idari yargıda görülmesi gerektiği, idari yargı mahkemesi tarafından davanın adli yargı mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden verilen görevsizlik kararının doğru olmadığı ve bu surette davanın hangi yargı kolunda görülmesi gerektiği hakkında olumsuz görev uyuşmazlığı doğduğundan uyuşmazlığın giderilerek davanın görüleceği yargı merciinin belirlenmesi için dava dosyasının uyuşmazlık mahkemesine tevdiine, idare mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararı ve dava dosyasının eklenmesine, 2247 sayılı yasanın 18. maddesi gereğince görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce bir karar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakılmasına karar vererek duruşma tarihi belirleyip dosya ve eklerini gönderecektir.

Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurulduğu resmi yazı ile kendisine bildirilen yargı mercii, görev konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce bir karar verilinceye kadar davanın görülmesini geri bırakır. Söz konusu 6 ay süre ile sonuç beklenmek zorundadır, bu süre içerisinde davayı karar bağlayamaz.

Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulduğunu bildiren yazının alındığı günden başlamak üzere altı ay içinde bu Mahkemenin kararı gelmezse yargı mercii davayı görmeye devam eder. Ancak davanın esası hakkında karar verene kadar bir karar gelirse artık söz konusu karar göre hareket etmek zorundadır. Bu ihtimalde görüldüğü üzere Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma tamamen mahkemenin iradesindedir. Yasakoyucu, aşağıda işlenen 14. maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağını tanımıştır.
3. 2247 Sayılı Yasanın 14. Maddesi Uyarınca Yargı Yolu Uyuşmazlığı Çıkartılması
Yukarıdaki usulün aksine Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma iradesini davanın taraflarına bırakılmış olumsuz görev uyuşmazlığı şekli ise 14. maddedeki haldir. 2247 sayılı yasanın 14. maddesi uyarınca olumsuz görev uyuşmazlığının söz konusu olabilmesi için adli ve idari yargı mahkemeleri tarafından tarafları, konusu ve sebebi aynı olan dava hakkında gerek idari yargı gerekse adli yargı mahkemeleri tarafından yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş bulunması ve bu kararın kesinleşmiş bulunması gerekir.
Bu şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir birine zıt kararların varlığı yanı sıra ayrıca davanın taraflarından her hangi biri tarafından olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından bu uyuşmazlığın giderilmesi için talepte bulunması gerekir.
Konumuz adli yargı olduğundan hemen belirtmek gerekir ki, mahkemece yargı yolu dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine şeklinde karar vererek dava dosyasından elini çekmektedir. Adli yargı mahkemeleri arasında verilen görevsizlik kararlarının aksine kararın kesinleşmesine müteakip dava dosyasının idari mahkemesi/vergi mahkemesine gönderilmesine şeklinde karar verilmesi söz konusu değildir.
Keza adli yargı mahkemeleri arasında çıkan görev uyuşmazlığında olduğu gibi son görevsizlik mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararında olduğu gibi taraflarca istinaf yoluna başvurulması veya taraflarca istinafa başvurulmadığından kararın kesinleşmesi halinde görevli mahkemenin tespiti için dava dosyasının (...) bölge adliye mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine şeklinde bir karar söz konusu olmamaktadır. 2247 sayılı yasanın 14. maddesinde uyuşmazlığın giderilmesi sadece taraflarca istenebileceği belirtilmiş ise de uygulamada yerel mahkemece kararın kesinleşmesine müteakip istek olmadan görev uyuşmazlığının giderilmesi için dava dosyasının uyuşmazlık mahkemesine intikal ettirildiği de görülmektedir.
Bu gibi durumlarda Uyuşmazlık Mahkemesi’nce her iki yargı kolu mahkemeleri tarafından verilen görevsizlik kararlarının kesinleştiğinin anlaşılması ve 15. madde gereğince ilk görevsizlik kararının verildiği dava dosyasının mevcut olması halinde talepte bulunan mahkemenin kararı ve uygulaması hatalı olmasına rağmen usul ekonomisi ve uyuşmazlık mahkemesinin kuruluş amacı da dikkate alınarak başvuruyu esastan incelemektedir.
Ondördüncü maddeye göre hukuk alanında olumsuz görev uyuşmazlığı doğması halinde her iki yargı merciince işten el çekilmiş olduğundan başvurma iradesini davanın taraflarına bırakmış iken, bu yönteme nazaran daha kısa zamanda çözüme ulaşılmasını amaçladığı 19. madde ile, daha önce görevsizlik kararı veren yargı merciinden sonra davayı inceleyen yargı merciine, işten el çekmeden doğrudan Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurma olanağını tanımıştır.
Daha önce Uyuşmazlık Mahkemesi’nce yargı mercii belirtilmemiş olan bir davada temyiz incelemesi yapan yüksek mahkeme, davanın, davaya bakan mahkemenin görevi dışında olduğu kanısına varırsa, incelediği kararı bozacak yerde, incelemeyi erteleyerek yargı merciinin belirtilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmaya karar verebilir.(2247 sayılı Yasa md. 20)
Uyuşmazlık Mahkemesi hukuk bölümünün 29.09.1997 tarih 26/39 sayılı kararıyla, Hukuk Mahkemesi ile İdari Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığının doğması, buna rağmen davacının hukuk mahkemesinde yeniden dava açması halinde, mahkemece görev uyuşmazlığının giderilmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulmuş olması halinin de 2247 sayılı yasanın 19. maddesine göre elindeki işin incelenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvuruda bulunduğunun kabul edilmesi ve bu suretle kamu düzeninden olan görev uyuşmazlığının giderilmesi, dava ekonomisine ve Uyuşmazlık Mahkemesinin kuruluş amacına uygun düşeceği ilkesini kabul ettiği ve incelediği görülmektedir.
Bu ihtimalde kendisine ikinci dava açılan adli yargı hukuk mahkemesinin görevsizlik kararlarının olumsuz yargı yolu uyuşmazlığının ön koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti açısından gerekli araştırmayı yapması, adli yargı ve idari yargı tarafından verilen görevsizlik kararının da kesinleştiğinin tespiti halinde elinde derdest bulunan dava dosyasındaki yargılamayı durdurmak suretiyle (UMK m. 19/I), davanın taraflarına yargı yolu uyuşmazlığının çözümlenmesi açısından Uyuşmazlık Mahkemesine gitmelerinin sağlanmasından sonra, bu mahkemece verilecek kararın beklenerek, sonucuna göre karar vermesi gerekir.
4. 2247 Sayılı Yasanın 17. Maddesi Uyarınca Yargı Yolu Uyuşmazlığı Çıkartılması Yukarıdaki surette olumsuz yargı yolu uyuşmazlığı dışında ayrıca olumlu yargı yolu uyuşmazlığı vardır. 2247 sayılı yasanın 17. maddesindeki düzenleme uyarınca tarafları, konusu ve sebebi aynı olan dava hakkında hem adli yargı hem de idari yargı mahkemeleri tarafından kendilerini görevli sayan kararlar vermeleri halidir. Böyle bir durumda, olumlu yargı yolu uyuşmazlığının giderilmesini isteyen taraf adli yargı veya idari yargı mahkemesine taraf sayısından iki fazla suret dilekçe ve eklerini sunarak uyuşmazlığın giderilmesi için talepte bulunur. Mahkeme diğer yargı kolundaki dava dosyası ve eklerini talep eder. Dilekçenin bir örneğini cevap için karşı tarafa tebliğ eder, yasada belirtilen sürede cevap beklenir. Cevap verilmez veya süre sona ererse mahkeme konuyu uyuşmazlık mahkemesine taşır, dosyalar ve eklerini gönderir. Gerek adli yargı gerekse idari yargı mahkemeleri davalarını yukarıda belirtilen şekilde geri bırakır. Uyuşmazlık Mahkemesi’nin vereceği karar, her iki yargı kolundan mahkemeleri de bağlar. 2247 sayılı kanunun 33. maddesi uyarınca; yerel mahkemece verilmiş bulunan ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz kararları, uyuşmazlık mahkemesi’nin kararına kadar geçerli kalır. Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından yargı yolunun idari yargı olduğu yönünde bir karar verilmiş bulunsa dahi uyuşmazlık mahkemesinin kararının davacıya bildirilmesinden sonra da, yargı yolu kabul edilen idari yargı tarafından kaldırılmadıkça, altmış gün süre ile devam eder.
5. Hüküm Uyuşmazlığı 2247 sayılı Kanun’un 24. maddesindeki düzenleme uyarınca hüküm uyuşmazlığı; adli ve idari yargı mercileri tarafından, görevle ilgili olmaksızın kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş aynı konuya ve sebebe ilişkin, taraflarından en az biri aynı olan ve kararlar arasındaki çelişki yüzünden hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması halidir. HÜKÜM UYUŞMAZLIĞININ VARLIĞI İÇİN:
a. Uyuşmazlık yaratan hükümlerin, adli veya idari yargı mercilerinin her ikisi tarafından da verilmesi,
b. Konu, dava sebebi ve taraflardan en az birinin aynı olması,

c. Her iki kararın da kesinleşmiş olması,
d. Kararlarda davanın esasının hükme bağlanması,
e. Kararlar arasındaki çelişki nedeniyle hakkın yerine getirilmesinin olanaksız bulunması,
Koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır. Koşullardan her hangi birisinin eksik olması halinde ise Uyuşmazlık Mahkemesi md. 36 uyarınca talebin reddine karar verir.
2247 sayılı Kanun’un 24. maddesi düzenlemesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, hüküm uyuşmazlığı oluştuğundan bahsedilebilmesinin temel şartı, iki ayrı yargı koluna tabi iki farklı mahkeme tarafından verilmiş ve kesinleşmiş kararların bulunması gereğidir.
İlgili kişi veya makam Uyuşmazlık Mahkemesi’ne başvurarak hüküm uyuşmazlığının giderilmesini isteyebilir. Bu halde olumsuz görev uyuşmazlığının çıkarılması ile ilgili 15 ve 16’ncı maddelerdeki usul kuralları uygulanır. (2247 sayılı Kanun md. 24/son)
Hüküm uyuşmazlıklarında Uyuşmazlık Mahkemesi, Danıştay Yargılama usulünün bu kanuna aykırı olmayan hükümlerini uygulamak suretiyle anlaşmazlığın esasını da karara bağlar. Uyuşmazlık Mahkemesi hüküm uyuşmazlıklarını dosya üzerinde inceleyerek karara bağlar. Gerekli gördüğü hallerde veya istek üzerine tarafları dinleyebilir. (2247 sayılı Kanun md. 25)

*Daha ayrıntılı bilgi için bkz. Harun Bulut - Adli Yargıda Dava Şartları, Seçkin Yayınları

Harun Bulut - Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi Seçkin Yayınları


Bizi Arayın