0212 572 50 53 - blthukuk@gmail.com

Tüketici Mahkemeleri Ve Yargılama Usulü


Tüketici Mahkemeleri
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 73. Maddesi uyarınca kurulan Tüketici Mahkemelerinin görevine giren dava ve işler söz konusu kanundan kaynaklanan ihtilaflardır.

Bu kanunun dolayısıyla bu mahkemelerin kuruluş amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemesinin özel ihtisasa sahip mahkemelerce sağlanmasını temin etmektir. Tüketici mahkemesinin görevli olabilmesi için taraflardan birinin mutlaka tüketici olması, tarafların aralarındaki işlemin tüketici işlemi olması ve son olarak da uyuşmazlığın bu tüketiciye yönelik uygulamadan çıkması gerekir.(md. 2)
Tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere tüketici gerçek kişi olabileceği gibi tüzel kişide olabilir. Önemli olan ticari veya mesleki olmayan amaçlarlarla işlemde bulunmak veya uygulamaya muhatap olmaktır.
Kanunun 3. maddesinde tüketici işlemi ise “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.

Maddede tüketici işlemi olarak sayılan sözleşmeler örnekseme olup tahdidi olmadığı gibi söz konusu sözleşmenin mevcudiyeti de tüketici mahkemesini görevli kılmamaktadır. Başka bir ifade işle tüketici mahkemesinin görevli olabilmesi için başka unsurlarında birlikte mevcut olması gerekir.
Yasada özellikle ana başlıklar halinde belirtilen tüketici sözleşmeleri ise taksitle satış sözleşmeleri, tüketici kredisi sözleşmeleri, konut finansmanı sözleşmeleri, ön ödemeli konut satış sözleşmeleri, iş yeri dışında kurulan sözleşmeler, mesafeli sözleşmeler, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmeler, devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri, paket tur sözleşmeleri, abonelik sözleşmeleri, süreli yayın kuruluşlarınca düzenlenen promosyon uygulamalarıdır.
Mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlem tüketici işlemidir. Bu işlemin mutlak tarafını teşkil eden tüketici ise, bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişidir.
Şu haliyle tüketici kavramının unsurları; tüketicinin işlem yaparken amacının ticari veya mesleki olmaması, tüketicinin bir mal veya hizmeti edinmesi, yararlanması veya kullanması ve son olarak da tüketicinin gerçek veya tüzel kişi olmasıdır. Bir işlemin “tüketici işlemi” olabilmesi için de mutlaka taraflardan birinin tüketici olması ve gerçek ya da tüzel kişinin o işlemi yaparken amacının ticari ve mesleki olmaması gerekmektedir.
Önemle belirtmelidir ki, her alıcı ya da kullanıcı tüketici değildir. Gerçekten kişisel ihtiyaçları dışında, belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, ticari olarak kullanma vs. gibi amaçlarla alıcı ya da kullanıcı olmak mümkündür.
Her alıcı ya da kredi kullanan tüketici olmadığına göre, kişisel ihtiyaçları dışında belirli bir meslek icrası, belirli bir üretimde kullanma, yeniden satış, ticari olarak kullanma ve bunun gibi amaçlarla alıcı olmak ya da kredi kullanmak da mümkün olup, bunların tüketici olarak adlandırılması yukarıda açıklanan hükümler karşısında olanaklı değildir.
Hakim veya uygulayıcı olarak bir dava veya işin tüketici mahkemesinin görev kapsamına girip girmediğini; öncelikle uyuşmazlığın bu kanundan kaynaklanıp kaynaklanmadığını, bu bağlamda taraflardan birinin tüketici olup olmadığı, keza uyuşmazlığın tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik bir uygulamadan kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakarak yapacağız.

Taraflardan birinin tüketici olmaması, ihtilafın tüketici işlemi olmadığı veya tüketiciye yönelik uygulamadan kaynaklanmadığının tespiti halinde ise bu mahkeme görevli olmayacaktır. Örneğin, tarafların her ikisinin de tacir oldukları ve ticari işletmeleriyle ilgili bir eser sözleşmesinden doğan ihtilafta taraflardan birinin tüketici olmaması nedeniyle tüketici mahkemesi görevli olmayacak, duruma göre genel veya asliye ticaret, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi v.b özel mahkemelerin görevli olduğu düşünülebilecektir.
Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı uyarınca, müstakil tüketici mahkemesi kurulmamış olan il merkezleri ile ağır ceza mahkemesi bulunan ve bulunmayan (büyük şehir belediye sınırları dışında kalan mülhakatlar da dahil olmak üzere) diğer ilçelerde, tüketici mahkemelerinin görev alanına giren iş ve davaların, o yer asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi öngörülmüş olup yine Yüksek Kurulun 26/03/2014 tarih ve 141 sayılı kararı ile de bu uygulamaya devam olunması kararlaştırılmıştır.
Davanın açılacağı yerde tüketici mahkemesi yok ise bu defa dava tüketici mahkemesi sıfatıyla genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde açılır. Asliye hukuk mahkemesinde açılan bir davanın tüketici mahkemesinin görevine girdiğinin anlaşılması ve o ilçe/ilde müstakil tüketici mahkemesinin de bulunmaması halinde mahkemece görevsizlik kararı verilmeyip bir ara karar ile davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakmak gerekecektir.
Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlene olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bu surette aslolanın 6502 sayılı yasa olduğu özellikle vurgulanmıştır.

Başka kanunlarda düzenleme bulunsa dahi görevli ve mahkeme tüketici mahkemesidir. Yeter ki, uyuşmazlık 6502 sayılı yasa kapsamında kalsın. Başka bir ifade ile bu kanun kapsamına giren dava ve işlerde bu kanundan daha özel kanun söz konusu değildir.
İşlemin tarafının tüketici olmaması veya işlemin tüketici işlemi olmaması gibi nedenlerle 6502 sayılı yasanın uygulanmasının mümkün bulunmadığının anlaşılması halinde ise artık bu yasa hükümleri uygulanmayacağından konu ile ilgili varsa diğer özel yasa hükümleri veya genel hükümlere göre görevli mahkeme belirlenecektir.
Tüketici mahkemeleri nezdinde Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri tarafından açılan davalar 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununda düzenlenen harçlardan muaftır. Üretici mal veya hizmet sunanlar tarafından tüketici aleyhine açılacak davalar ise harçtan muafiyet söz konusu değildir.
Tüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 6100 sayılı HMK’nın basit yargılama usulüne ilişkin 316-322 maddeleri uygulanır. Kanundaki özel düzenleme uyarınca tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilir.
Tüketici mahkemesinin görev alanına giren davalardan 6502 sayılı Kanun’un 73/A maddesinde yazılan istisnalar dışında uyuşmazlıkların doğrudan tüketici mahkemesinin önüne getirilmesi mümkün değildir. Söz konusu istisnalar dışındaki davalarda zorunlu arabulucuk dava şartıdır. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamındaki davaların tüketici mahkemesi önüne getirilebilmesi, başka bir ifade ile tüketici mahkemesinde dava açılabilmesinin ön şartı uyuşmazlıkla ilgili öncelikle zorunlu arabulucuya başvurulmuş ve anlaşmanın sağlanamamış olması gerekmektedir.
Zorunlu arabuluculuk dava şartına bağlı olmaksızın tüketici mahkemesinde doğrudan dava açılabilecek hususular ise;
a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar,
b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar,
c) 73’üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar,
ç) 74’üncü maddede belirtilen davalar,
d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklardır.

Söz konusu istisnai haller dışında tüketici mahkemesinin görevine giren davalarda arabuluculuk zorunlu dava şartıdır.
Tüketici ile satıcı ve sağlayıcı arasında çıkan uyuşmazlıkların daha hızlı ve daha az masrafla çözümlenmesini sağlamak, aynı zamanda da tüketici mahkemelerinin iş yükünün hafifletilmesi amacıyla tüketici sorunları hakem heyetleri kurulmuş ve kanun koyucu tüketici hakem heyetlerinin atıl duruma düşmesini engellemek ve kaynakların daha hızlı ve etkin şekilde çalışmasını sağlamak amacıyla belli miktarın altında kalan uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvurulmasını zorunlu kılmıştır.
Düzenleme ile tüketici mahkemesinin görevine giren ancak belli bir meblağdan aşağı ihtilaflar için zorunlu tahkim kabul edilmiştir. Yasa koyucu belli bir meblağın altında bulunan uyuşmazlıkların öncelikle ilçe veya il tüketici hakem heyetinde değerlendirilip karara bağlanmasını buradan verilecek karara karşı ancak itiraz yolu ile uyuşmazlığın tüketici mahkemesine intikal edebileceğini kabul etmiştir. Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.(md. 70/5)
6502 sayılı yasının 68. maddesindeki düzenleme gereği; 2021 yılı için değeri 7.550,00 (yedibinbeşyüzelli) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda ilçe tüketici hakem heyetlerine, 11.330,00 (onbirbinüçyüzotuz) Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine, büyükşehir statüsünde bulunan illerde ise 7.550,00 (yedibinbeşyüzelli) Türk Lirası ile 11.330,00 (onbirbinüçyüzotuz) Türk Lirası arasındaki uyuşmazlıklarda il tüketici hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
Bu maddede belirtilen değerler her yıl yeniden değerlendirme oranına göre artırılarak tespit edilir. Bu değerlerin üzerindeki uyuşmazlıklar için tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılamaz.

Bunun tek istisnası ise maddede belirtildiği üzere İcra ve İflas Kanunu’ndaki haklardır. Bu nedenle taraflar, tüketici hakem heyetine başvuru zorunluluğu teşkil eden miktar dahilindeki uyuşmazlıklarda, isterlerse hakem heyetine başvuruda bulunmaksızın, İcra İflas Kanunu'ndaki ilamsız/ genel haciz yoluyla icra takibinde bulunabilecekler, takibe itiraz halinde ise icra takibinin devamını sağlamak için İİK’nın madde 67/1 uyarınca itirazın iptali davasını Tüketici Mahkemelerinde açabileceklerdir.
Başvurular, tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu veya tüketici işleminin yapıldığı yerdeki tüketici hakem heyetine yapılabilir. Tüketici hakem heyetinin bulunmadığı yerlerde ise başvuruların nerelere yapılacağı ve bu başvuruların hangi tüketici hakem heyetince karara bağlanacağı yönetmelikle belirlenir.
Tüketici Hakem Heyetleri mahkeme niteliğini taşımamakla beraber bu Heyetlerin vermiş olduğu karar ilam mahiyetindedir. 5602 Sayılı Kanun kapsamına giren uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesinin görev alanı tüketici hakem heyetine göre daha geniştir. 6502 sayılı yasa kapsamına giren uyuşmazlığın tüketici mahkemesinin mi yoksa hakem heyetinin mi görev alanına girdiği hususunda doğabilecek belirsizlik ve tereddüt halinde istisnai kanun hükümlerinin dar yorumlanması gerektiğine ilişkin hukukun genel ilkesi uyarınca, tüketici lehine ve tüketici hakem heyetinin görevinin sınırlı olduğu gözetilerek, tüketici mahkemesinin görevli olduğunu kabul etmek gerekir. Uygulamada özellikle yargılamayı gerektirir durumlarda mahkemenin görevli olduğu kabul edilmektedir.
Taraflar, tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itiraz edebilir. İtiraz, tüketici hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak talep edilmesi şartıyla hâkim, tüketici hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir. (6502 S.K. md. 70)
6502 sayılı Kanunun 73/6 maddesi gereği, tüketici örgütleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile Bakanlık; haksız ticari uygulamalar ve ticari reklamlara ilişkin hükümler dışında, genel olarak tüketicileri ilgilendiren ve bu Kanuna aykırı bir durumun doğma tehlikesi olan hâllerde bunun önlenmesine veya durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı alınması veya hukuka aykırı durumun tespiti, önlenmesi veya durdurulması amacıyla tüketici mahkemelerinde doğrudan dava açabilirler. Bu durumda da arabuluculuk dava şartı söz konusu değildir.
Aynı kanunun 74. maddesine istinaden Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri arabuluculuk dava şartına tabi olmadan tüketici mahkemesine doğrudan satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun tespiti, üretiminin veya satışının durdurulması, ayıbın ortadan kaldırılması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açma hakkına sahiptirler. Açılacak bu davalarda da arabuluculuk dava şartı aranmaz.
Tüketici mahkemesinin görev alanına girip arabuluculuk dava şartının uygulanmayacağı diğer dava türü ise tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklardır.
Gayrimenkulün aynınden kaynaklanan uyuşmazlıkların arabuluculuğa uygun olmadığı ve bu ihtilafların mutlaka mahkemelerde çözümü kabul edildiğinden tüketici işlemi mahiyetinde olan gayrimenkulün aynından doğan davalar, ilgilisi tarafından arabulucuya başvurmadan doğrudan tüketici mahkemesine dava açabilecektir.
Gerek hakem heyetlerinin gerekse dava şartı arabuluculuğun kabul edilmesinin sebebi, bu kanundan doğan ihtilafların mahkemelere nazaran daha süratli, daha az masrafla ve kesin olarak karara bağlanmasıdır.
Bu gaye ile arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı (6502 sayılı Kanun md. 73/A-3), arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacağı (6502 sayılı Kanun md. 73/A-3), keza arabuluculuk faaliyetinde tüketicinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması ve anlaşmama tutanağı üzerine tüketici mahkemesinde açılacak davada tüketici aleyhine kısmen veya tamamen karar verilmesi halinde bile tüketicinin yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulamayacağı (6502 sayılı Kanun md. 73/A-2) kabul edilmiştir.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. (6502 sayılı Kanun md. 73/A-2)
Tüketici mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. (6502 sayılı Kanun md. 73/4)* *Daha ayrıntılı bilgi için bkz. Harun Bulut - Adli Yargıda Dava Şartları, Seçkin Yayınları Harun Bulut - Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi Seçkin Yayınları
Bizi Arayın