0212 572 50 53 - blthukuk@gmail.com

Vakıf Nedir Ne İçin Kurulur


VAKIF NEDİR, NE İÇİN KURULUR

Türk hukukçularının tercih ettikleri tarife göre VAKIF; menfaati insanlara ait olmak üzere bir ayn’ı Allah’ın mülkü olarak saklamak, temlik ve temellükten menetmektir.

Bu tanımlamadan da anlaşılacağı gibi vakfın üç önemli unsuru vardır. Bunlardan birincisi; vakfı yapan kimse ve bunun irade beyanı, ikincisi ve en önemlisi vakfın konusunu teşkil eden mal, üçüncü unsur ise vakfın temin edeceği fayda ve bundan yararlanacaklar olarak ifade etmek mümkündür. Bu üç unsurun bulunmadığı hallerde hukuken bir vakıftan söz etmek olanaksızdır. (Ord.Prof.Dr. Sıdık Sami Onar- İdare Hukukunun Umumi Esasları Cilt 2, sayfa 664-665)

Bir vakfın kuruluş aşamasında sahip olduğu koşulları sonradan kaybetmesi onun dağılması sonucunu doğuracağında şüphe yoktur.Şunu da özellikle belirtmek gerekir ki bir vakfın, amaçlarını gerçekleştirmesi onun, hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde ve sürekli olarak gayesine özgülenmiş bir mal veya hakka sahip olmasıyla mümkündür.

Sürekliliği bulunmayan ve bunu sağlayacak herhangi bir hukuki alt yapıya sahip olmayan yardım veya hayır kuruluşunu vakıf saymak imkansızdır.
Amaçların gerçekleştirmek için özgülenmiş hiçbir mala ve hakka sahip olmayan bir vakfın dağılmasına(sona ermesine) ve kaydının sicilden silinmesine karar verilir. VAKIF TESCİLİ
Vakıf, başlı başına mevcudiyeti haiz olmak üzere bir malın belli bir gayeye tahsisidir.

TMK'nun 103. maddesi hükmünden anlaşıldığına göre; vakıf kurulurken vakfedilen malın tamamen ve süresiz olarak vakfa tahsisi söz konusu olduğu gibi, bu malın vakıfla güdülen amacın gerçekleşmesine en azından başlangıç itibarıyla yetecek miktarda olması gerekir.

Mahkeme tarafından vakfın amacının gerçekleştirilmesi için başlangıç olarak gerekli olan meblağ tespit ettirilerek bu miktar paranın bankaya bloke edilmesi için mehil verilerek hasıl olacak sonuca göre vakfın tesciline ilişkin talep hakkında karar verilmeilir.Vakfın vakıfnamesi getirilmeli, tapu kayıtları(Yukarıdaki karardan yorum.)
Vakfedilen malın vakıf senedinde belirtilmekle birlikte nakit ise bunun tamamının bankada vakıf adına bloke edilmesi gerekir. Tescili istenilen vakfın gayesinin tahakkukuna yeterli mal varlığının bulunmaması veya vakfedilen meblağın tamamının vakıf adına bloke edilmemesi halinde vakfın tesciline karar verilemez.
Günün sosyal ve ekonomik koşulları nazara alınarak vakfın gayesinin gerçekleştirilmesine yeterli mal varlığının fiilen bulunması zorunludur. İleride zaman zaman gerçek veya tüzel kişiler tarafından yapılacak bağış veya yardımlar gerçekleşmiş mal varlığı olarak kabul edilemez.

Bu manada kurucular tarafından taahhüt edilen paraların vakfın tescili ve ilanını müteakip vakıf adına açılmış banka hesabına yatıracakları, vakıftan ayrılanların birikmiş para ve tazminatlarının belli bir süre belirtilerek bu süreyi aşmamak kaydı ile üyelere iade edileceği, belli bir şirketin tüm alacak ve borçlarının vakfa tahmil edileceği yolunda hükümler bulunan vakıf senedine dayalı olarak tescil kararı verilemez.
Türk Medeni Kanunu'nun 103 ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 5. maddesi dikkate alındığında, tescil istemini içeren başvuru bir dava niteliğinde olmadığı gibi mirasçı ve lehine mal vasiyet edilen kişilerin böyle bir yargılamada davaya müdahil olarak katılmaları da söz konusu değildir.

Gerçekten Medeni Kanunun 103. maddesi hükmü incelendiğinde, sadece Vakıflar Genel Müdürlüğü mahkemece verilen tescil kararının tebliği üzerine bir ay içerisinde ancak istinaf yoluna başvurabilecek iken, kendilerini ilgili olarak gören kişilerin dava niteliğinde de olmayan böyle bir ihtilafsız kazayı işleme asli müdahil olarak katılmaları da söz konusu olamaz.

Sözü edilen tüzüğün 5. maddesinin 5. fıkrasına göre, mahkeme esas itibarıyla evrak üzerinde karar vermek durumunda olup, gereken hallerde vakfedeni ve diğer ilgilileri de bu inceleme sırasında dinleyebilir ise de, mahkemenin böyle bir yola girmesi “ ilgililer deyimi kapsamında olan kişilerin menfaatleri haleldar olduğu gerekçesiyle vakfın kurulmasına karşı gelmeleri ve vakfın tesciline karar verilmesiz halinde de temyize başvurmaları hakkını vermez.

İlgililerin mahkemece dinlenmeleri, vakfın tesciline ilişkin işlemin mahkemece değerlendirilmesine yönelik olup, çekişmesiz kaza işlemi niteliğindeki bu tescilde, bu kişilerin taraf olmalarını gerektirmez.
VAKIFLARIN TEFTİŞLERİNDE KATILIM PAYI
Türk MKHGKV Hakkında Tüzüğün 22. maddesinde; “vakıflar Genel Müdürlüğü, vakıfların safi gelirinin % 5 ini teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı olarak alır.” Hükmüne yer vermiş; bunun yıllık tutarını şubeler hariç, bir vakıf için 10.000.000 lira olarak sınırlandırmıştır. Aynı maddenin 5. fıkrasında ise( sadece istihdam edilenlere ve işçilere yardım vakıflarının) bunun istisnasi düzenlenmiştir.
VAKIF SENEDİNDE DEĞİŞİKLİK
TMK.nun 112. maddesi ile TMK.nun Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 25. maddesi uyarınca bir vakfın yönetim biçiminin değiştirilmesi (örgütünde, yönetiminde ve işleyişinde değişim yapılabilmesi) için, Vakfın amaçlarını gerçekleştirebilmesi ve faaliyetlerini devam ettirebilmesi açısından böyle bir değişikliğine kesin ihtiyaç duyulmuş olması ve bu konuda haklı nedenlerin bulunması gerekir.Davacı vakıf tarafından tescili istenen değişikliğe kesin ihtiyaç nedeni bildirilmemiştir.bu durumda mahkemece, davacı vakfın mevcut yönetim biçimini değiştirmesine(örgütünde, yönetiminde ve işleyişinde değişiklik yapılmasına) kesin gereksinimi olduğu, tescile konu edilin değişiklikleri gerektiren haklı nedenlerin bulunduğu yöntemince araştırılıp saptanmadan karar verilmesi doğru değildir.
Bizi Arayın