0212 572 50 53 - blthukuk@gmail.com

Yardım Nafakası Nedir, Kimlerden İstenir, Mahkeme Neye Dikkat Eder?

YARDIM NAFAKASI DAVASI* GENEL OLARAK Nafaka; bireyin yaşamını sürdürmek ve temel ihtiyaçlarını (yiyecek, giyecek, barınma, ulaşım, eğitim, kültür v.b.) karşılamak üzere yasal bir yükümlülük olarak, öncelikli ve zaruri olarak belirli aralıklarla hükmedilen paradır. Nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili davası niteliğindedir. Nafaka davalarını; boşanma davası ile birlikte (TMK. 169, 186/3,) veya boşanma davası açılmaksızın istenebilecek tedbir nafakası (TMK. 186/3, 197), boşanma davasıyla birlikte veya boşanma ilamından sonra istenebilecek yoksulluk nafakası (TMK. 174), boşanma davasıyla birlikte veya boşanma ilamından sonra müşterek çocuk/lar için talep edilebilecek iştirak nafakası (TMK. 182/2,3, 186/3), boşanma davalarıyla ilgisi bulunmayan alt-üst soy ve kardeşlerin birbirlerinden talep edebilecekleri yardım nafakası (TMK. 364), TMK’nın 157 ve 160. maddeleri atfı ile evlenmenin iptali davasında istenebilecek nafakalar (TMK. 169,182/2,3, 186/3), babalık davası ile birlikte istenebilecek iştirak nafakası (TMK.333) olmak üzere beş ana başlık halinde toplamak mümkündür. Nafaka davalarında nafaka miktarının ne olacağı hususunda ülkemizde aşağıda belirtilen araştırma ve incelemeler dışında herhangi bir ölçü veya tablo söz konusu değildir. Bu konuda örneğin Almanya’da Dusseldorf Tablosu ile hangi gelir grubunda ve hangi yaşlara göre ne miktarda nafaka takdir edileceği hususunda düzenleme bulunmaktadır. Bu tablo kitap ekinde verilmiştir. Kanaatimce böylece eşit olmayan gelir ve statüdeki insanlar arasında eşitsizliğin eşit sağlanması suretiyle denkleştirici adalet sağlanması doğru bir yaklaşım olacaktır. Almanya dışında ayrıca Belçika ve Macaristan’da bu hususta nafaka tabloları söz konusudur.
YARDIM NAFAKASI DAVASI
Yardım nafakası, bir kimsenin yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu-altsoyu ile kardeşlerine yardıma muhtaç kişinin yoksulluğunu ortadan kaldıracak miktarda ödemek zorunda olduğu nafakadır. Kanundaki düzenleme üstsoy-altsoy ile kardeşler arasında olmak üzere ikili bir ayrıma tabi tutularak yapılmıştır. ŞARTLARI: 1- Yardım nafakası talep edenin aleyhine dava açılan üstsoy veya altsoyunun yardımı olmadığı takdirde yoksulluğa düşecek olması gerekir. Yoksulluğun tarifi yoksulluk nafakasında yapılmıştır. Tarafların üstsoy-altsoy ve kardeş olma durumları mutlaka nüfus aile akit tabloları getirtilmek suretiyle tespit edilmelidir. Böyle bir ilişkinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise davanın reddine karar vermek gerekir. 2- Nafaka talep edenin çalışıp, kazanma gücünü kaybetmiş olması gerekir. Bedenen veya alken engel bir durumu bulunmayan genç birisinin babasının mali durumunun çok iyi olduğundan bahisle yardım nafakası talebi dinlenemeyecektir. Reşit olan çocuk bedeni ve ruhi sağlığı söz konusu olmadığı müddetçe kendi imkanlarını zorlayarak daha iyi bir şartı sağlamak zorunda bulunduğundan (tahsiline devam etme hali hariç) ana ve babasından yardım nafakası isteyemez. Nafakanın miktarı davacının yoksulluğunu ortadan kaldıracak şekilde geçinmesi için gerekli olan ve davalının mali gücü ile orantılı olmalıdır. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemeye matuftur. Yoksa, yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinimlerinin sağlanması ve hele bir zenginleşme aracı olarak kullanılması söz konusu değildir. Nafakanın tespitinde ideal olan davacının ihtiyaçlarının tümünün karşılanmasıdır. Şayet davalının durumu buna elverişli değilse kısıntının davacıdan yapılması hatta gerektiğinde isteğin reddedilmesi icabeder. Nafaka ile yükümlü tutulacak kişinin bunu ödemekle geçim sıkıntısına düşmemesi de asıldır. Davacının ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle malını temlik etmesi halinde bu kişi, bakım borçlusunun ailesi içinde yaşayıp her türlü geçimi onun tarafından sağlanacağından (B.K. 514), birinci derecede bakım borçlusunun zarurete düşürdüğü yahut bakım borcunu yerine getirmeyip alacaklıyı zarurete düşürdüğü gerçekleşmedikçe bakım alacaklısı,yardım nafakası isteyemez. Araştırmalar ve taraf delilleri yoksulluk nafakasında belirtilenlerdir, bunlar dışında davalının evli olup olmadığı, bakmakla yükümlü olduğu şahıslar ve bunların ihtiyaçları da göz önünde tutulmalıdır. 3- Nafaka istenen üstsoy veya altsoyun da istenen nafakayı ödemekte zorlanmayacak mali güce sahip olması gerekir. Ne var ki bunu vermekle yükümlü tutulacak kişilerin geçim sıkıntısına düşürülmemesi asıldır. 4- TMK’nın 365. maddesine göre istenilen nafaka, TMK’nın 365. maddesine göre yükümlü olanlar hakkındaki mirasçılıktaki tertip sırasına göre ittihaz olunur. Örneğin ana mirasçılık derecesine göre, çocuklarına çocuklarının dedesinden daha yakın olduğundan dededen yardım nafakası isteyemez. Bu sıra kanuni olup, değiştirilmesi mümkün değildir. Aynı sırada birden fazla mirasçının olması (örneğin davacının birden fazla ergin çocuklarının olması) halinde istediği altsoy veya üstsoyundan biri veya birkaçı aleyhine dava açılabilir. Ancak bir veya birkaçından nafaka talebi hakkaniyete aykırı ise mahkemece aynı miras sırasında bulunan nafaka yükümlülerinin sosyal ve ekonomik durumları tespit edilerek, diğer nafaka yükümlülerinden de alabileceği nafaka gözetilerek, sonucuna göre aleyhine dava açılan nafaka yükümlüsünün ödemesi gereken (payı kadar) nafaka miktarını tespit edilip, fazlaya ilişkin talebinin reddi ile talebin kısmen kabulüne karar verilecek, kararında diğer nafaka yükümlülüklerinin sosyal ve ekonomik durumlarını da işleyerek bu durumu gerekçelendirecektir. Mirastaki sıraya göre kendisinden önceki sırada mirasçının varlığına rağmen sonraki mirasçıdan (örneğin çocukları varken kardeşinden) nafaka talep edilemez. Ancak çocukların aczi gerçekleşirse istenebilecektir. Evlat edinmede, ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçtiğinden (TMK. 314/1) artık evlatlık gerçek ana ve babasından, gerçek ana baba da evlatlıktan yardım nafakası talep edemezler. 5- Kardeşlerin birbirlerinden yardım nafakası talep edebilmeleri için yardım nafakası talep edilen kardeşin ayrıca yukarıdaki şartların yanında refah halinde bulunması da zorunludur. (Bu şart kardeşlerin birbirlerinden yardım nafakası talep etmeleri halinde aranmakta olup alt ve üstsoyların yardım nafakası davasında bu şart aranmaz.) Kanunda refah tarih edilmemiş, bunun takdiri mahkemeye bırakılmıştır. Geliri, çevresine ve sosyal durumuna göre lüks sayılabilecek şeyleri sağlamaya elverişli bulunan ve ihtiyaçları, dışında bir bolluk ve zenginlik içinde olan kimse refah halinde sayılır (Yargıtay İkinci Hukuk Dairesi 28.9.1972 gün ve 5848/5323 sayılı kararı). Prog. Egger’e göre: “Mali durumu fevkalade masrafları karşılamaya elverişli ve ihtiyarlık günleri için tasarrufa da imkan bulabilen ve asgari geçim haddinin çok üstünde geliri bulunan kişi” refah içinde sayılır (Prof. A. Egger İsviçre Medeni Kanun Şerhi, Aile Hukuku, 1949 baskısı, Tahir Çağa Tercümesi, Sahife 345). Sonuç olarak, refah, bir kimsenin geleceği için kaygı duymadan toplumun lüks kabul ettiği ihtiyaçları dahil olmak üzere bütün ihtiyaçlarını karşılayabilmesi halidir.86 Refah, bir kimsenin lüks ihtiyaçları dahil arzu ettiği her şeyi parasını düşünmeden alabilme imkanına sahip olması halidir. Ortalama bir geliri olup işyeri ve ev kirası vermeyen davalının, refahta olduğu söylenemez. Mahkemenin üzerinde duracağı konu budur. Bir kimse az önce belirlenen biçimde yaşayabilecek derecede para kazanabiliyorsa ve çevresinde yukarıdaki ölçülere göre zengin kimse olarak benimsenebiliyorsa, refah halinde kabul edilir. Davalının yurt dışında yaşaması halinde refah içinde olup olmadığı, yaşadığı ülkenin ekonomik ve toplumsal şartları içerisinde zengin bir hayat yaşamaya elverişli olup olmadığına göre tespit edilecektir. Açık öğretimde okuyanların TMK’nın 364. maddesi uyarınca diğer şartlar da varsa yardım nafakası isteme hakları vardır. 6- Diğer nafaka davalarına paralel olarak davacının talep etmesi şartıyla ödenmesine karar verilen aylık yardım nafakasının gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceği de hüküm altına alınabilir. (TMK. 365/son) Böyle bir talebin varlığı halinde olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi zorunludur. Bu konu iştirak nafakasında işlenmiştir.

*Daha ayrıntılı bilgi için bkz. Harun Bulut-Velayet  (Çocukla Kişisel İliki Kurulmasi)  Ve Nafaka Davaları-Beta Yayınları

Bizi Arayın