0212 572 50 53 - blthukuk@gmail.com
Dava Şartı Arabuluculuk

Dava Şartı Arabuluculuk

Arabuluculuk kurumunun yararları, uyuşmazlığın normal mahkemelere nazaran daha ucuz ve süratli çözüme kavuşması, uyuşmazlığın her iki tarafın da kabul ettikleri şekilde karara bağlanması, sürecin başlaması ve sona ermesi dahil tüm süreçte her iki tarafın iradelerinin eşit ve üstün tutulması söylenebilir.
DAVA ŞARTI ARABULUCULUK* Modern dünyada hukuk uyuşmazlıklarının artan nüfus, sosyal ve ekonomik gelişmelere paralel olarak büyük bir hızla arttığı, mevcut mahkemelerin kapasitelerinin veya hâkim sayısının artırılmasının tek başına çözüm olmadığı bir gerçektir. Bu nedenle gelişmiş toplumlarda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Bu yöntemlerden en yaygın olanı arabuluculuktur. Arabuluculuk, taraflar arasındaki uyuşmazlığın arabulucu eğitimi almış tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişi aracılığıyla çözülmesi yöntemidir. Arabuluculuk kazan ilkesi gereğince her iki tarafın da kazançlı çıktığı, sorunların iletişim kurularak çözüldüğü, uyuşmazlıkların da bu yöntemle giderildiği, toplumsal barışa katkı sunan para ve zamandan tasarruf sağlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Arabuluculuk kurumunun yararları, uyuşmazlığın normal mahkemelere nazaran daha ucuz ve süratli çözüme kavuşması, uyuşmazlığın her iki tarafın da kabul ettikleri şekilde karara bağlanması, sürecin başlaması ve sona ermesi dahil tüm süreçte her iki tarafın iradelerinin eşit ve üstün tutulması söylenebilir. Dava şartı arabuluculuk hukuk sistemimize 22/06/2012 tarih ve 28331 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile girmiştir.
Hali hazırda iş mahkemeleri, ticaret mahkemeleri ve tüketici mahkemelerinin görevine giren bir kısım davalarda uygulanan dava şartı arabuluculuğun alanının gittikçe genişleyeceği anlaşılmaktadır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi gereği; (1) Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
(3) İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(20) 13/6/1952 tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunda düzenlenen gazeteci ile 20/4/1967 tarihli ve 854 sayılı Deniz İş Kanununda düzenlenen gemiadamı, bu madde kapsamında işçi sayılır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi gereği;
Bu Kanunun 4’üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi gereği;
(1) Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Şu kadar ki, aşağıda belirtilen hususlarda dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz:
a) Tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıklar
b) Tüketici hakem heyeti kararlarına yapılan itirazlar
c) 73’üncü maddenin altıncı fıkrasında belirtilen davalar
ç) 74’üncü maddede belirtilen davalar d) Tüketici işlemi mahiyetinde olan ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar
(2) 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası tüketici aleyhine uygulanmaz.
(3) Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya tarafların anlaşmaları ya da anlaşamamaları hâlinde tüketicinin ödemesi gereken arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Ancak belirtilen hâllerde arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesinin eki Arabuluculuk Ücret Tarifesinin Birinci Kısmına göre iki saatlik ücret tutarını geçemez.
(4) Arabuluculuk faaliyeti sonunda açılan davanın tüketici lehine sonuçlanması hâlinde arabuluculuk ücreti, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak bütçeye gelir kaydedilir. Üretimin veya satışın durdurulması ve malın toplatılması. Kanunlarda belirtilen davalarda uygulanan dava şartı arabuluculukta amaç, taraflar arasındaki uyuşmazlıkların normal yargılamaya nazaran her iki tarafın iradelerine uygun surette en az masrafla ve daha kısa zamanda çözümlenmesidir.
Hangi davaların dava şartı arabuluculuğa tabi olduğu konusunda yaşanacak tereddütlerde geniş değil dar yorum yapılmalıdır. Aslolan normal yargılama faaliyetidir ve yorumla özel dava şartlarının genel dava şartı şeklinde genişletilmesi doğru olmayacaktır. Yüksek Yargıtay’ın görüşü de aynı doğrultudadır.
Bir davanın, dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığının tespiti yapılırken; hem genel olarak arabuluculuğu düzenleyen 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hem de davanın niteliğine göre 6102 sayılı Kanun'a 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle eklenen 5/A maddesi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 73/A maddesi veya 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesindeki düzenlemenin sözü (lafzı) ve özü (amacı) ile somut davanın amacı ve hukuki niteliği göz önünde bulundurularak birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Başvurucunun birden fazla talepleri arasında dava şartı arabuluculuğa tabi olmayan bir talebin varlığı halinde bile tüm taleplerin dava şartı arabuluculuğa girmediği ve normal surette dava yığılması koşullarına göre görevli mahkemede dava açılması kabul edilmektedir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesi uyarınca:
İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.

Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Dava şartı arabuluculuğun söz konusu olduğu uyuşmazlıklarda davacı, arabulucuya başvurmadan dava açamaz. Açması halinde ise mahkemece davacıya arabuluculuk sonuç tutanağını ibraz etmek üzere bir hafta kesin süre verilip devamında sonuç tutanağı sunulmadığında ise dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilir.
Arabuluculuk sonuç tutanağının elden veya Uyap sistemi üzerinden dosyaya ibraz edilmemesi halinde, bu belgelere UYAP sistemi üzerinden erişebilme imkânının olmasının sonuca etkisinin bulunamayacağı cihetle, bu durumda davanın dava şartı yokluğunda usulden reddinin gerekeceği kabul edilmektedir.
Arabulucu, arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişidir. Arabuluculuk ise, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması hâlinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyarî olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. (6325 S.K md. 2)
6325 sayılı Kanun, yabancılık unsuru taşıyanlar da dâhil olmak üzere, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanır. Şu kadar ki, aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir.
Arabuluculuğa hakim olan temel ilkeler; iradi olma ve eşitlik, gizlilik, beyan veya belgelerin kullanılamamasıdır.
Arabuluculuk faaliyeti tamamen tarafların talebi ile başlayıp gene tarafların iradeleri ile devam eden bir süreçtir ve bu süreci her iki tarafta sonlandırma hak ve yetkisine sahiptirler.
Arabulucu kendisi tarafından makul koşullarda bilinebilecek ve tarafsızlığı hakkında şüphe uyandırabilecek doğmuş veya doğabilecek menfaat ilişkisi veya çatışmasının varlığı halinde mümkün olan en kısa süre içinde tarafları açıkça bilgilendirmeli, buna rağmen tarafların arabuluculuk görüşmelerine devam etmek istedikleri tutanağa geçirilmelidir.

Aksi durum ise örneğin arabulucunun aynı zamanda işverenin avukatı olduğunu açıkça taraflara bildirdiği ve buna rağmen tarafların arabuluculuk görüşmelerine devam etmek istediklerine yönelik beyanlarının tutanağa açıkça geçirilmediğinde; bu yönüyle ilgili mevzuat çerçevesinde arabulucunun tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren önemli hal ve şartların varlığı kabul edilmelidir.
Dava şartı arabuluculukta ise dava açılabilmesi için arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunduğundan başvuru ile ilgili olarak iradi değil zorunluluk söz konusudur. Bunun dışında temel ilkeler aynen geçerlidir. Zorunlu arabuluculukta da gene her iki taraf başlatılan arabuluculuğu devam ettirip ettirmemekte tamamen özgürdürler.
Aynen mahkemelerde uygulanan yargılamaya hakim olan temel ilkelerde olduğu gibi taraflar tüm süreçte eşittirler, bir tarafın diğer tarafa karşı ayrıcalığı veya üstünlüğü söz konusu değildir. Ancak arabuluculuk faaliyeti bir yargılama faaliyeti olmadığından görüşmeler sırasında talepler artırılabilir, değiştirilebilir.
Taraflar aksi yönde bir karar almadıkları müddetçe arabuluculuk faaliyetinde sunulan veya elde edilen bilgi ve belgeler gizlidir ve başkaları ile paylaşılamaz.
Arabuluculuk faaliyet sırasında sunulan kanunda belirtilen beyan ve belgeler delil olarak ileri süremez ve bunlar hakkında arabulucu dahil, taraflar veya arabuluculuğa katılanlar da dâhil üçüncü kişiler tanıklık yapamaz.(6325 S.K.md. 5) Dava şartı arabuluculuğun uygulandığı davalarda başvurucunun öncelikle Adliye Arabuluculuk Bürolarından birisine arabuluculuk başvurusunda bulunması gerekir.
Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği’nin dava şartı olarak arabuluculuğa başvuru başlığını taşıyan 23’üncü maddesi uyarınca;
(1) Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki adliye arabuluculuk bürosuna, adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Adliye arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde, büronun görevini, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü yerine getirir.
(2) Tarafların ve uyuşmazlık konusunun aynı olduğu durumlarda birden fazla başvuru yapılmış ise, başvurunun hukuki sonuçları bakımından ilk başvuru esas alınır.
(3) Başvuru, dilekçe ile veya bürolarda bulunan formların doldurulması suretiyle yahut elektronik ortamda yapılabilir.
(4) Arabuluculuk başvurusu sırasında başvurandan, uyuşmazlık konusuna ilişkin hususların açıklanması istenir.
Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir.
Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Büro, tarafların resmî kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür.
Taraflara ait iletişim bilgileri, görevlendirilen arabulucuya büro tarafından verilir. Arabulucu bu iletişim bilgilerini esas alır, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabilir. Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya davet eder. Bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlar.
Arabulucu görevlendirme yapıldığının kendisine e-mail veya mesaj olarak bildirildiği andan itibaren 24 saat içerisinde kabul edip etmemekte serbesttir. Mesajın alındığı andan itibaren 24 saat içinde görevlendirmeyi kabul veya red etmemesi halinde görevlendirme kendisinden alınıp bir başka arabulucuya verilir.
Arabulucunun görevlendirmeyi reddetme hakkı da mevcuttur. Görevi kabul edip etmeme tamamen arabulucunun takdirindedir. Arabulucunun 24 saat içinde görevlendirmeyi kabul etmesi halinde ise arabuluculuk faaliyeti başlamış olacaktır.
Arabulucu, görevlendirmeyi yapan adliye arabuluculuk bürosunun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yerleşim yeri ve işin yapıldığı yere ilişkin belgelerini sunmak suretiyle adliye arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhal ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere adliye arabuluculuk bürosuna teslim eder.
Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden ivedilikle yapacağı inceleme sonunda yetkili adliye arabuluculuk bürosunu belirleyip kesin olarak karara bağlar ve dosyayı adliye arabuluculuk bürosuna iade eder. Yetki itirazına ilişkin inceleme yapılırken mahkemece atamayı yapan büro değil görevlendirilen arabulucunun listesinde kayıtlı bulunduğu komisyon dikkate alınır.(Yönt.md. 25)
Arabulucu adliye arabuluculuk bürosu tarafından görevlendirildikten sonra ilk önce başvuran taraftan başlamak üzere asiller ile ön görüşme yapar, başvurucudan ve diğer taraftan uyuşmazlığın esasını öğrenir. Arabulucu asilleri, arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları hakkında aydınlatıp, arabuluculuk yoluyla uyuşmazlığın çözümünün ekonomik, sosyal ve psikolojik faydalarının olduğunu hatırlatarak onları bilgilendirir. Asilleri ilk oturuma varsa vekilleri ile birlikte davet eder.
Arabulucu en kısa zamanda gerek başvurucu gerekse karşı tarafla iletişime geçip tarafları bilgilendirip toplantı için gün ve saat belirlemeli, taraflara davet mektubu ile bilgilendirme mektubu takdim eder. Toplantı gün ve saati, arabulucu ve taraflarla birlikte belirlenir. Mutabakat sağlanamaması durumunda ise arabulucu tarafından resen tespit edilir.
Arabuluculuk görüşmelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları, idareler ise oluşturacakları komisyon aracılığıyla katılabilirler. İşverenin adi veya resmi yazılı belgeyle yetkilendirdiği çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.
Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.(6325 S.K.md. 18/A)
6325 sayılı Yasada öngörülen arabuluculuk faaliyetinin sonuçlandırılma süresi; iş mahkemeleri ve tüketici mahkemelerinin görevine giren dava şartı arabuluculuğun söz konusu olduğu davalarda üç hafta (uzatılma halinde bir hafta ilave ile en fazla dört hafta), ticaret mahkemelerinin görevine giren ticari dava şartının söz konusu olduğu davalarda ise altı hafta (uzatılma halinde iki hafta ilave ile en fazla sekiz hafta)’dır.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir. Arabulucu tarafından düzenlenen bu belge, arabulucu, taraflar, kanuni temsilcileri veya avukatlarınca imzalanır.(6325 S.K.md. 17)
Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez.
Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
Arabulucu tarafları ilk toplantıya her türlü iletişim aracıyla davet ettiğini belgelendirir. Arabulucunun düzenlediği belgeler geçerli mazeretin değerlendirilmesinde esas alınır.
Sürenin sonucunda arabulucu anlaşamama yönünde resen son tutanağı düzenler. Tarafların uyuşmazlık konusunda anlaşmaları veya kısmen anlaşmaları hâlinde süreç anlaşma son tutanağı ile sonuçlandırılır. Bunların haricindeki her durumda taraflar anlaşmamış sayılır ve anlaşmama son tutanağı düzenlenir. Tarafların arabuluculuk sürecinde ileri sürülen taleplerden bir kısmı üzerinde anlaşmaya varmaları hâlinde, üzerinde anlaşma sağlanan ve sağlanamayan hususlar son tutanakta açıkça belirtilir.
Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması, yapılan görüşmeler sonucunda veya kanunda belirtilen süre içerisinde anlaşmaya varılamaması yahut varılması hallerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhal adliye arabuluculuk bürosuna bildirir. (Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmelik md. 25)
Davacının arabuluculuk faaliyeti sonucunda açacağı davada esas alınacak tutanak anlaşamama sonuç tutanağıdır. Söz konusu tutanak içeriğinde yer almayan uyuşmazlıklar dava konusu edilemez. Bu nedenle tutanağın içeriğinin başvurucunun tüm taleplerini keza tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları tüm hususları taşıması gerekmektedir. Her ne kadar yönetmeliğin 20/3 maddesi gereği son tutanağın tarafların beyanına göre oluşturulması asıl ise de arabulucu tarafından arabuluculuk tutanağının içeriği ve düzenlenme şekli konusunda tarafları bilgilendirmesi de gerekir. Aksi halde ise hak kayıpları ve mağduriyetler yaşanabilecektir.


Bizi Arayın